Eleştirilmeyen Mükemmel İnsan
Eleştirilemeyecek kadar mükemmel bir insan yoktur. Tersine insanlar sürekli bir şeyleri yanlış yaparlar. Zeki olanları hatalarını farkeder, şanslı olanları da geri bildirim alır. Aptal olanları ise hiç geri bildirim almadıklarında ne kadar mükemmel olduklarını düşünürler.
Ben eleştiri almayan taraftanım. Bu son derece rahatsız ediyor beni. Birilerinin beni ciddi bir şekilde eleştirmesine, yol göstermesine, her insan kadar, ihtiyacım var. Neden mi? Aklıma Şükrü Kızılot’un “Azrail değil Cebrail keçi değil koç” başlıklı yazısındaki fıkra geliyor.
Neresini Düzelteyim?
Adamın biri "Kurban" konusunu anlatıyormuş:
"Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a dua etmiş ve ‘Yarabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim’ demiş… Dua tutmuş; Davut, kızının adını Ayşe koymuş… Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş ve ‘Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et’ demiş…"
Dinleyenlerden biri dayanamamış:
"Yahu bunun neresini düzelteyim… Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil koç olacaktı!"
—
Demek ki o kadar çok hata yapıyorum ki insanlar, “Yahu bunun neresini düzelteyim” diyorlar. Belki de sadece ilgilenmiyorlar, zamanları yok diyerek kendimi avutmaya çalışıyorum.
Geri bildirimlerinizi bekliyorum.








Pazartesi günü metrobüse bindim. Fazlasıyla kalabalı durakta bir araya süzülüp, araç beklemeye başladım. Bir araç geldi ama dolu olduğu için çok az kişiyi alıp sıkış-tıkış devam etti. Bir araç daha geldi ancak durakta durmadan devam etti. İleride yolcularını bıraktı ve gitti. Çok az yolcu alabilen ilk araçtan 15-20 dakika sonra iki araç birden geldi. Duraktaki kalabalık aynı anda gelen iki arabaya çullandı ve kendimi istemeden de olsa; iteklenerek araca sokulmuş buldum.

Cansu bir otistik. Ama “açık” bir otistik. Gülen, güldüren, eğlendiren, saldırmayan, sevimli…



